Avukat Cemal YILMAZ: “Kayıt Dışı Yabancıları Yalnızca Yakalamak Yetmez, Hukukun İçine Alacak Bir Sistem Kurulmalı”

“Karşılaştığımız bazı Türkmen kadınlar yıllarca Türkiye’de çalışıyor. Burada çok mütevazı şartlarda yaşarken kazandıkları parayı memleketlerine gönderiyorlar. Bir ay temel atılıyor, sonraki ay duvar çıkıyor, daha sonra çatı yapılıyor. Yıllar boyunca tek hedef kendi ülkelerinde küçük bir ev sahibi olmak olabiliyor.”

Avukat Cemal YILMAZ: “Kayıt Dışı Yabancıları Yalnızca Yakalamak Yetmez, Hukukun İçine Alacak Bir Sistem Kurulmalı”
A+
A-

Türkiye’de göç tartışmaları çoğu zaman rakamlar üzerinden yürütülüyor. Kaç yabancının ülkeye geldiği, kaç kişinin yakalandığı, kaç yabancının sınır dışı edildiği ve kaç kişinin yasal statüyle ülkede bulunduğu kamuoyunun en çok konuştuğu başlıklar arasında yer alıyor.

Ancak AY LEGAL Hukuk ve Danışmanlık Ofisi Avukatı Cemal YILMAZ, tartışmanın yalnızca sayılar üzerinden yürütülmesinin meselenin önemli bir bölümünü görünmez bıraktığını belirterek farklı bir soruya dikkat çekti:

“Kayıt dışı yabancılar nerede?”

Yılmaz’a göre bu sorunun cevabı sanıldığı kadar uzak değil. Kayıt dışı durumda yaşayan yabancıların bir bölümü ev hizmetlerinde, yaşlı ve hasta bakımında, çocuk bakımında, tekstilde, lokantalarda ve küçük işletmelerde çalışıyor. Bir bölümü ise kayıt dışılığın yarattığı kırılganlık nedeniyle çok daha ağır sömürü biçimleriyle karşı karşıya kalabiliyor.

“Kayıt Dışı Yabancı Bazen Hemen Yanımızdaki Evde”

Türkiye’de uzun süredir yaşayan ve yasal kalış hakkını çeşitli nedenlerle kaybetmiş yabancıların önemli bir kısmının günlük hayatın içerisinde görünmez biçimde yaşamaya devam ettiğini belirten Av. Cemal YILMAZ, özellikle ev hizmetlerinde çalışan yabancıların durumuna dikkat çekti.

Yılmaz: “Bazen kayıt dışı yabancı dediğimiz kişi hemen yanımızdaki apartmanın bir dairesinde yıllardır yatağa bağımlı bir hastaya bakıyor. Sabahı, akşamı veya hafta sonu olmayan bir çalışma düzeninin içinde yaşıyor. Belki dışarıya yalnızca markete gitmek için çıkıyor.” ifadelerini kullandı.

Bazı yabancıların ev temizliği, çocuk bakımı, tekstil, lokanta ve atölyelerde çalıştığını söyleyen Yılmaz, kayıt dışılığın yalnızca göç mevzuatı bakımından değil, çalışma hayatı ve sosyal güvenlik bakımından da sorun oluşturduğunu belirtti.

“Kayıt Dışılığın En Tehlikeli Sonucu İnsanların Görünmez Hâle Gelmesidir”

Kayıt dışı yaşayan yabancıların yalnızca idari kayıtlarda eksik görünmediğini söyleyen YILMAZ, asıl tehlikenin bu kişilerin hukuki korumaya ulaşmakta zorlanması olduğunu ifade etti.

Yılmaz: “Kayıt dışı yabancı bazen hastaneye gitmekten, polise başvurmaktan, ücretini istemekten veya şiddet gördüğünü söylemekten korkuyor. Çünkü başına gelen olayı anlatmadan önce kendisine ‘İkamet iznin var mı?’ diye sorulacağını düşünüyor.” dedi.

Bu korkunun yabancıyı hukuk sisteminden uzaklaştırdığını belirten Yılmaz, hukuk sisteminden uzaklaşan kişinin ise sömürüye karşı daha savunmasız hâle geldiğini söyledi.

 

İnsan Ticareti ve Zorla Çalıştırma Riski

Kayıt dışılığın karanlık bir yönünün de insan ticareti ve emek sömürüsü olduğunu belirten Yılmaz, bazı yabancıların pasaportlarına el konulabildiğini, ücretlerinin ödenmediğini, zorla çalıştırıldığını veya şiddete maruz bırakıldığını ifade etti.

Özellikle sınır dışı edilme korkusunun mağdurların şikâyet mekanizmalarına başvurmasını zorlaştırabileceğine dikkat çeken Yılmaz:

“Bir insan hem sömürülüyor hem de kendisini koruyacak kuruma gitmekten korkuyorsa orada çok ciddi bir hukuki ve sosyal problem vardır. Kayıt dışılık uzadıkça kişinin suç ve sömürü düzenleri tarafından kullanılma riski de artıyor.”

ifadelerini kullandı.

Bir Ev Sahibi Olabilmek İçin Yıllarca Çalışanlar Var

Göç hukuku alanında karşılaştığı bazı hikâyelerin birbirine benzediğini belirten Av. Cemal YILMAZ, özellikle Orta Asya’dan Türkiye’ye çalışmak amacıyla gelen bazı yabancıların yıllarca çok sınırlı şartlarda yaşayarak gelirlerinin önemli bölümünü ülkelerindeki ailelerine gönderdiğini söyledi.

Yılmaz:

“Karşılaştığımız bazı Türkmen kadınlar yıllarca Türkiye’de çalışıyor. Burada çok mütevazı şartlarda yaşarken kazandıkları parayı memleketlerine gönderiyorlar. Bir ay temel atılıyor, sonraki ay duvar çıkıyor, daha sonra çatı yapılıyor. Yıllar boyunca tek hedef kendi ülkelerinde küçük bir ev sahibi olmak olabiliyor.”

dedi.

Ancak bu hikâyelerin romantikleştirilmemesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, görüntünün diğer tarafında çoğu zaman sosyal güvencesiz çalışma, uzun çalışma saatleri ve hukuki belirsizlik bulunduğunu söyledi.

“Devletin de Kabul Ettiği Gerçek Bir İşgücü İhtiyacı Var”

Türkiye’de yabancıların ev hizmetlerinde istihdam edilmesine ilişkin çalışma izni mekanizmalarının bulunduğunu hatırlatan Yılmaz, çocuk, yaşlı, engelli ve hasta bakımında yabancı işgücüne yönelik fiili bir ihtiyaç bulunduğunun devlet tarafından da kabul edildiğini belirtti.

Bu nedenle tartışmanın yalnızca “yabancı çalıştırılmalı mı, çalıştırılmamalı mı?” düzeyinde yapılmasını eksik bulan Yılmaz:

“Ortada fiilen var olan ve hukuken de belli ölçülerde kabul edilmiş bir işgücü ihtiyacı bulunuyor. O hâlde sorulması gereken soru, bu insanların neden yıllarca kayıt dışı çalışmak zorunda kaldığıdır.”

ifadelerini kullandı.

Kayıt Dışılık Devlet Açısından da Sorun

Konunun yalnızca insani boyutuyla ele alınmasının yeterli olmadığını Avukat Cemal YILMAZ, kayıt dışılığın devlet açısından da ciddi sonuçlar doğurduğunu söyledi.

Kayıt dışı çalışan yabancının çalışma ilişkisinin denetlenemediğini, sosyal güvenlik sistemi dışında kalabildiğini ve işveren sorumluluklarının görünmez hâle gelebildiğini belirten Yılmaz:

“Kayıt dışı yabancı yalnızca yabancının problemi değildir. Aynı zamanda kayıt dışı ekonomi problemidir. Devlet açısından da kişinin nerede, kimin yanında ve hangi şartlarda çalıştığının bilinmemesi sağlıklı değildir.”

dedi.

Yasal statüde bulunan yabancının adresinin, işvereninin ve çalışma ilişkisinin daha açık biçimde denetlenebileceğini söyleyen Yılmaz, kayıt altına alma politikalarının kamu düzeni açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

 

“Tartışma Gönderelim mi, Göndermeyelim mi Seviyesine Sıkışmamalı”

Türkiye’de göç tartışmalarının çoğu zaman iki uç arasında yürüdüğünü söyleyen Yılmaz, “Yabancıları gönderelim mi, göndermeyelim mi?” şeklindeki yaklaşımın göç politikasının bütününü açıklamakta yetersiz kaldığını ifade etti.

Yılmaz’a göre asıl tartışılması gereken konu, Türkiye’nin gerçekten ihtiyaç duyduğu yabancı işgücünün hangi şartlarla kayıtlı ve denetlenebilir hâle getirileceği.

“Bir ülkenin göç politikası yalnızca sınırdan kimin girdiği ve kimin çıkarıldığı üzerinden kurulamaz. Ülkenin içinde fiilen yaşayan insanların hukuki statüsünü nasıl yöneteceğiniz de göç politikasının parçasıdır.”

dedi.

Kapsamlı Bir “Kayıtlı Göçe Geçiş” Politikası Mümkün mü?

Türkiye’nin belirli şartlar altında kayıt dışı durumdan yasal statüye geçiş mekanizmalarını tartışması gerektiğini ifade eden Av. Cemal YILMAZ, bunun koşulsuz ve herkese açık bir ikamet hakkı anlamına gelmemesi gerektiğinin altını çizdi.

Yılmaz:

“Kamu düzeni veya kamu güvenliği bakımından ciddi risk oluşturan kişiyle yıllardır aynı yaşlı insanın bakımını yapan, adresi ve işvereni belli olan kişinin aynı kategoriye konulması doğru değildir. Devlet bu ayrımı yapabilecek imkânlara sahiptir.”

ifadelerini kullandı.

Belirli bir süredir Türkiye’de yaşayan, suç ve güvenlik bakımından engeli bulunmayan, gerçek bir iş ilişkisini belgeleyebilen ve özellikle ihtiyaç duyulan sektörlerde çalışan yabancılar için kontrollü geçiş mekanizmalarının oluşturulabileceğini söyledi.

“Sistemin Dışındaki İnsana Sadece Sisteme Gir Demek Yetmez”

Mevcut çalışma izni sisteminde yurt içinden yapılacak başvurular bakımından yabancının hukuki statüsünün önem taşıdığını belirten Yılmaz, uzun süredir kayıt dışı durumda bulunan yabancılar açısından burada önemli bir boşluk ortaya çıkabildiğini ifade etti.

Yasal ikameti bulunmayan yabancılar bakımından mevcut sistemin çoğu durumda yurt dışı başvurusunu esas aldığını söyleyen Yılmaz, yıllardır Türkiye’de çalışan kişiler açısından bunun her zaman pratik bir çözüm oluşturmadığını savundu.

“Sistemin dışında kalmış bir kişiye yalnızca ‘Sisteme gir’ demek yetmez. Hukuken ve fiilen sisteme girebileceği gerçekçi bir yol da göstermek gerekir.” dedi.

“Her Kayıt Altına Alma Düzenlemesine Af Demek Doğru Değil”

Kamuoyunda yabancıların yasal statüye geçirilmesine yönelik her düzenlemenin hızla “af” olarak adlandırıldığını belirten Av. Cemal YILMAZ, bu kavramın meseleyi gereğinden fazla basitleştirebildiğini söyledi.

Yılmaz:

“Belirli şartları taşıyan kişilerin kayıt altına alınması her zaman bir af değildir. Bazen devletin fiilen oluşmuş bir sosyal ve ekonomik gerçekliği hukuki sistem içerisine dâhil etmesidir.”

ifadelerini kullandı.

Yıllardır çalışan, adresi ve işvereni belli olan bir kişinin tamamen görünmez bırakılması yerine kayıt altına alınmasının kamu düzeni bakımından da avantaj sağlayabileceğini belirten Yılmaz, bunun devletin denetim gücünü artırabileceğini söyledi.

“Kayıt Dışı İnsanı Görmezden Gelmek Sorunu Ortadan Kaldırmıyor”

Türkiye’de yaşayan yabancının kayıtlarda görünmemesinin onun fiilen ülkede bulunmadığı anlamına gelmediğine dikkat çeken Yılmaz, göç yönetiminde gerçeklikle hukukun birbirinden kopmaması gerektiğini söyledi.

“Bir insan yıllardır buradaysa, çalışıyorsa, bir ailenin yanında yaşıyorsa ve ekonomik hayatın içerisindeyse onu görmezden gelmek o insanı ortadan kaldırmıyor. Sadece devletin denetim alanının dışında bırakıyor.”

dedi.

Göç Politikasının Başarısı Yalnızca Sınır Dışı Sayısıyla Ölçülmemeli

Göç yönetiminin başarısının yalnızca kaç yabancının yakalandığı veya sınır dışı edildiği üzerinden değerlendirilmesine karşı çıkan Av. Cemal YILMAZ, başka ölçütlerin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Yılmaz:

“Kaç kişinin kayıt dışı istihdamdan çıkarıldığına, kaç yabancının sürdürülebilir hukuki statüye geçirildiğine, kaç insan ticareti mağdurunun tespit edildiğine ve kaç işverenin kayıtlı çalışma sistemine geçtiğine de bakılmalıdır.”

ifadelerini kullandı.

Avukat Cemal YILMAZ: “Güçlü Devlet Sınırlarının İçinde Kimin Yaşadığını da Bilir”

Türkiye’nin düzensiz göçle mücadele etmek zorunda olduğunu vurgulayan AY LEGAL Hukuk ve Danışmanlık Ofisi Avukatı Cemal YILMAZ, sınır güvenliği, suçla mücadele ve kamu düzeninin tartışmasız biçimde korunması gerektiğini söyledi.

Ancak göç meselesinin yalnızca güvenlik politikasına indirgenmesinin yeterli olmayacağını belirten Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:

“Göç yalnızca güvenlik meselesi değildir. Aynı zamanda hukuk, ekonomi, çalışma hayatı ve insan meselesidir.”

“Güçlü devlet yalnızca sınırını koruyan devlet değildir. Sınırlarının içerisinde kimin yaşadığını, nerede çalıştığını ve hangi hukuki statüde bulunduğunu bilen devlettir.”

“Kayıt dışılığı ortadan kaldırmak istiyorsak yalnızca kayıt dışındaki insanları yakalamayı konuşamayız. Onların hangi şartlarla hukukun içerisine alınabileceğini de konuşmak zorundayız.”

“Belki de artık ‘Kayıt dışı yabancılar nerede?’ sorusundan sonra daha önemli olan ikinci soruyu sormamız gerekiyor: Onları hukukun içine nasıl alacağız?”

“Çünkü insanlara yalnızca sistemin dışında olduklarını söylemek yetmez. Gerçekten kayıt dışılığı azaltmak istiyorsak, şartları taşıyanlara sistemin içine girebilecekleri hukuki bir kapı da göstermek gerekir.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.