Bulduk Köyü’nde başlayan eğitim hayatı, lise yıllarının ardından Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ile devam etti. 1988 yılında üniversite eğitimine başlayan Erdoğan, 1993 yılında fakülteden mezun oldu. Daha sonra Bilecik, Van, Adana, Eskişehir ve Konya’da öğretmenlik yapan yazar, eğitimcilik mesleğini sürdürürken edebiyat çalışmalarına da ağırlık verdi.
Arifzade mahlasıyla tanınan Abdülmecit Erdoğan, “Yoldaş ve Sahip” adlı kitabıyla insan hayatına farklı bir anlatım üzerinden ışık tutuyor. Bir yaşamın en önemli anlarını, o hayatın sessiz tanıklarından biri olan değneğin bakış açısıyla ele alan eser, çocukluk yıllarından başlayan uzun bir mücadelenin izlerini okurla buluşturuyor.
Kitabın merkezinde yalnızca bir insanın yaşadığı olaylar bulunmuyor. Aynı zamanda insanın hayat boyunca yanında taşıdığı, ona destek olan ve en zor zamanlarına tanıklık eden bir nesnenin hafızası yer alıyor. Arifzade, bu anlatım tercihiyle sıradan görünen bir değneği hikâyenin önemli karakterlerinden birine dönüştürüyor.
1970 yılında Konya’nın Cihanbeyli ilçesinde dünyaya gelen Abdülmecit Erdoğan’ın hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri henüz on aylıkken yaşandı. Geçirdiği rahatsızlık nedeniyle sağ bacağının felçli kalması, çocukluk döneminden itibaren farklı koşullarla mücadele etmesine neden oldu.
Bulduk Köyü’nde başlayan eğitim hayatı, lise yıllarının ardından Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ile devam etti. 1988 yılında üniversite eğitimine başlayan Erdoğan, 1993 yılında fakülteden mezun oldu. Daha sonra Bilecik, Van, Adana, Eskişehir ve Konya’da öğretmenlik yapan yazar, eğitimcilik mesleğini sürdürürken edebiyat çalışmalarına da ağırlık verdi.

Arifzade’nin anlatılarında bozkır yalnızca bir coğrafya olarak yer almıyor. Köy yaşamı, insan ilişkileri, geçmişin izleri ve değişen toplumsal yapı, bu atmosferin içerisinde şekilleniyor.
“Yoldaş ve Sahip” de okuru farklı dönemlerin içinden geçiriyor. Köy odalarından eğitim hayatına, pancar tarlalarından öğretmenlik yıllarına kadar uzanan hikâyede bireysel bir yaşamın yanı sıra dönemin sosyal atmosferine ilişkin izler de bulunuyor.
Eserde insanın yaşadığı kırılmalar, gurur mücadeleleri, hayata tutunma çabası ve geçmişle kurduğu bağ öne çıkıyor. Bütün bu unsurların, sahibinin yanında bulunan değneğin tanıklığı üzerinden aktarılması ise kitabın anlatımını farklılaştırıyor.
Abdülmecit Erdoğan’ın eserlerinde engelli karakterlere özel bir yer vermesi, “Yoldaş ve Sahip”te de belirgin biçimde hissediliyor. Yazar, bu yaklaşımında engelli bireylere yönelik vefa duygusunun önemli bir rol oynadığını ifade ediyor.
Bu nedenle kitap, yalnızca fiziksel bir engelin hayat üzerindeki etkisini anlatan bir çalışma olarak değerlendirilmiyor. İnsanların farklılıklarıyla birlikte yaşamını sürdürmesi, karşılaştığı güçlüklerle mücadele etmesi ve kendi